Osmanlı savaş kalkanları  (88775 defa okundu)

Bahadır Soydan

  • Üye
  • *
  • İleti: 13
Osmanlı savaş kalkanları
« : 09 Temmuz 2009, 18:34:17 »
Osmanlılarda savaş kalkanları nasıldı? Ne müzelerde,ne kitaplarda belirgin Osmanlı karakteristiği taşıyıp "budur" diye tarif edebileceğim bir Osmanlı savaş kalkanı modeli görmedim, bilmiyorum. Sazdan yapılma çok güzel tören kalkanları var, tombak bakır kalkanlar da var, ama bunların hiçbirinin gerçek bir savaşta işe yarayacağını sanmıyorum.Aynı dönemlerin Hint,İran,Avrupa demir savaş kalkanları bellidir,Osmanlılar da böyle bir kalkan tipi varsa ki mutlaka vardır,minyatür ve gravürlerde Türk askerleri çoğunlukla kalkan taşırken görülür, nasıl modellerdir? Benim gördüğüm kadarıyla tek ayırt edebildiğim fark, Hint,İran kalkanları 4 düğmeliyken, Türk kalkanlarında 6 düğme,dolayısıyla iç tarafta kolun geçtiği fazladan bir şerit daha oluyor.

Sancar Özer

  • Üye
  • *
  • İleti: 827
Ynt: Osmanlı savaş kalkanları
« Yanıtla #1 : 09 Temmuz 2009, 23:04:02 »
Tombak kalkan, miğfer, kolçak, tunç teber gibi birçok silah özellikle 16.yy sonrasında Osmanlı ordusunda yaygın olarak kullanılmıştır. Tombak kalkanların kullanışlı olmadığını düşünmek için bir sebeb olduğunu sanmıyorum. İbrişim kaplı sarma söğüt dalından çelik göbekli kalkanlar dahi sadece dekoratif amaçlı değildir. Zira zannedildiğinden çok daha yaygın olarak kullanılmış olan bu kalkanların sağlamlığı kadar hafifiliği de önemlidir. Bu yüzden sağlamlığa karşı hafifilik meselesi diğer Osmanlı savunma silahlarında da görüldüğü gibi bu silahların yapımında önemli bir unsur olmuştur. Biri için diğerinin feda edildiği sık görülür ve genellikle Osmanlı savunma silahlarında hafiflik sağlamlığın önüne geçer. Ayrıca söğüt kalkanların çelik, demir veya tunç göbekleri onların işlevselliğini arttıran bir unsurdur. Ayrıca söğüt dalı eteklerin zemininde bir de ahşap katman vardır.

Ancak bakır veya tunç kalkanlar, çelik kalkanlar, ibrişim kaplı sarma söğüt dallarından kalkanlar ve hatta deri kalkanlar mevcut olmakla birlikte popüler Osmanlı kalkanları orta büyüklükte, daima yuvarlak ve kubbemsi formda, çelik veya tunç göbekli ve ahşap eteklidir. İç tarafında pamuk dolgulu yastık ve kol geçirmek için deri şerit bulunanbu kalkanların etekleri genellikle kırmızı veya mavi zemin üzerine kalemişi süslemelerle tezyin edilmiştir.

Bu genel tipin istisnası özellikle akıncı minyatürlerinde görülen bir üst uca doğru sivrilen asimetrik dörtgen biçimli büyük kalkanlardır. Üzeri genellikle kanat biçimli stilize bir rumi deseniyle süslenmiş olan bu kalkanların akıncı sınıfına özgü olduğu düşünülmektedir.
« Son Düzenleme: 09 Temmuz 2009, 23:11:59 Gönderen: Sancar Özer »
"Hoşça bak zatına ki zübde-i alemsin sen
 Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen "

Şeyh Galip

Sancar Özer

  • Üye
  • *
  • İleti: 827
Ynt: Osmanlı savaş kalkanları
« Yanıtla #2 : 09 Temmuz 2009, 23:07:28 »
Bir kaç resim daha :)
"Hoşça bak zatına ki zübde-i alemsin sen
 Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen "

Şeyh Galip

Bahadır Soydan

  • Üye
  • *
  • İleti: 13
Ynt: Osmanlı savaş kalkanları
« Yanıtla #3 : 10 Temmuz 2009, 00:16:25 »
Sancar bey bilgiler ve resimler için çok teşekkürler. Çok güzel kalkanlar.
Diğer ülke ordularında demir (veya çelik) kalkanlar ağırlıktayken Osmanlı'da hemen hiç rastlamadım,beni esas şaşırtan bu. Söğüt ve bakır kalkanlar çok var ama ben yine de bunların miskete, kilica,topuza,baltaya v.s. ok hariç silahlara karşı yeteri kadar güvenli olabileceğini düşünemiyorum. Bakır da ahşap da misketle delinir,kılıçla yarılır, topuzla ezilir bence. Demir gibi olamazlar. Göbek kısmı da ancak kendi alanı kadar bir bölgede etkin koruma sağlar. Hafiflikle sağlamlık arasında terazi hafiflik tarafına doğru bayağı ağır basıyordur şayet öyleyse, fonksiyonel olmaktan uzaklaşacak kadar.. Ben hep ahşap ve tombaklı kalkanların ağırlıklı olarak törenlerde kullanıldığını varsaymışımdır. Aynı mantıkla tombak miğfer de vardır,demir de. At kafa zırhlarında (chanfron) da tombaklı bakırlar ve demirler vardır. Benzer şekilde demir kalkanların da bol miktarda olması gerektiğini düşünmekteyim ama hiç rastlamamaktayım  ???
Gerçi levha göğüslük,sırtlık,kolçak,dizçek ve hareketli bölgelerde de örgü zırh hep giyilen kıyafetlerdi, belki de yakın dövüşlerde kalkanın işlevi bunlarla karşılanmıştır ve kalkan yerine iki silah birden kullanılması sağlanmıştır,hafif dayanımlı kalkanlar da uzak mesafeden ok,misket,cirit mızrak gibi atışlara karşı koruma sağlamıştır.  :-\
« Son Düzenleme: 10 Temmuz 2009, 00:26:55 Gönderen: Bahadır Soydan »

Sancar Özer

  • Üye
  • *
  • İleti: 827
Ynt: Osmanlı savaş kalkanları
« Yanıtla #4 : 10 Temmuz 2009, 01:15:13 »
Misketli silahların savaş alanlarına hakim olmasından sonra (zaten bu tür koruyucuların pek bir anlamı kalmadığından olacak) Osmanlı koruyucu silahları ve zırhlarında dramatik bir hafifleme görülüyor. Bu dönemden sonra mesela çelik miğfere hiç rastlamıyoruz, bütün miğferler tombak oluyor; Göğüs zırhlarında da bindirilmiş çelik levhalar büyük oranda ortadan kalkıyor. Bu manada kalkanların zaten miskete karşı düşünülmediği için hafif olması mümkün olabilir. İşin ilginci aynı dönem avrupa zırhları iyice kapalı, mafsallı tüm vücudu kaplayan çelik levha zırhlar haline geliyor. Aynı teknolojik gelişmeye iki faklı anlayışta tepki verilmiş.

Daha öncesi için ise; ahşap kalkan aslında dünyada da en sık görülen kalkan türüdür. Vikinglerden ortaçağ şövalyelerine avrupada hakim kalkan türü çelik şeritlerle veya çelik göbekle desteklenmiş ahşap kalkanlardır. Osmanlıda ahşap kalkanlar, özellikle de söğüt sarma kalkanlar o kadar sık görülmekte ki hepsinin sadece tören için dekoratif kalkanlar olduğunu düşünmek gerçekçi olmaz. Bunun yanısıra minyatürlerde savaş sahnelerinde sık olarak görülen kalkan tasvirleri hep bu ahşap kalkanları çok anımsatan çizimler.

Ayrıca, ahşap zemin üzerine ibrişim kaplamalı söğüt dalı sargısı ummayacağınız bir direnç gösterebilir. Avrupa'da ve Japonya'da ipekten yapılan zırhları veya modern kevlar zırhları duymuşsunuzdur. İkisinde de temel prensip esnemesi, ezilmesi ama delinememesidir. Ben söğüt kalkanların bu prensipe uygun olarak yapıldığını düşünüyorum. Tabii demir bir kalkan çok daha mukavim olacaktır(aynı bir gambesonun bir kolçaktan, yüz siperlikli bir Avrupa miğferinin hafif ve yüzü tamamen açık bırakan bir Türk tolgasından, yekpare çelik levha göğüslüğün zincir zırhtan daha mukavim olacağı gibi) ama Türk savaşçılarında hafiflik, serilik temel prensip olduğundan bu fedakarlıkta bulunulmuş ve güvenliği hıza kurban etmişler.

Ayrıca savunmada bunların formları ve nasıl kullanıldığı da mukavemetlerinde önemli bir faktör. Kalkanların kubbemsi biçimleri asıl vuruşun ortadaki çelik kısma gelmesini sağlıyor ve etek kısmı sadece kalkan üzerinden karşı tarafın silahının kaydırılmasında kullanılıyor. Kullanıcı da kalkanı sadece tutup arkasında saklanmıyor rakibinin saldırısının geliş yönüne göre savuruyor ve göbek kısmı ile karşılamayı yaptıktan sonra kolunu açarak rakibin silahini yana doğru itiyor ve gardını bozmuş oluyor, yani aktif bir şekilde kullanıyor(bunu stilize edilmiş savaş eğitimi olan geleneksel kılıç-kalkan oyununda da görebilirsiniz). Aslında söğüt kalkanları Avrupa'da rapier eskriminde kullanılan küçük yuvarlak çelik kalkanlara(buckler) benzetebiliriz bu anlamda. zaten bir buckler ebadında olan çelik göbeği o anlayışta kullanıp ağaç etekleriyle de ekstra koruma sağlıyor diye düşünebiliriz. aslına bakarsanız deri kalkanları görünce ahşap hiç de o kadar kötü gelmiyor kulağa :D

Ahşaptan sonra tombak kalkanlar içinse: bu kalkanlar genellikle bakır değil tunçtan yapılmış ve altın kaplanmıştır. Tunç çelikten mukavim değilse de, demirden çok daha mukavimdir. Tunç osmanlı savunma silahları ve zırhlarında sık kullanılan bir madendir.

Ayrıca çelik kalkanlar da kullanılmış; hiç kullanılmamış değil. Hatta bende resimleri de var lakin fazla resim yüklediğimden onu yükleyemedim. Bunları da hafifletmek için etek kısımlarına genellikle delik işi(özel bir terim vardı bu teknikiçin ama aklıma gelmedi şimdi) süslemeler yapılmış.

Bunların dışında kaplumbağa kabuğu, timsah veya gergedan derisi gibi egzotik kalkanlar da mevcuttur. Bunların bir kısmı İran ve Mısır'dan gelmiş ancak bir kısmı da bizzat Osmanlılarca üretilmiş ve kullanılmış.

Asıl bana ilginç gelen akıncı kalkanları; bunların ne yerli ne yabancı müzelerde hiçbir örneğini görmedim ancak minyatürlerde neredeyse sadece bu ilginç kalkanlarla resmediliyorlar. Yükleme kotamı aştığım için bunların tasvirlerini yükleyemiyorum ;)
« Son Düzenleme: 10 Temmuz 2009, 01:25:43 Gönderen: Sancar Özer »
"Hoşça bak zatına ki zübde-i alemsin sen
 Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen "

Şeyh Galip

Kayahan Horoz

  • Moderatör
  • Üye
  • *****
  • İleti: 228
Ynt: Osmanlı savaş kalkanları
« Yanıtla #5 : 10 Temmuz 2009, 10:49:09 »
Sancar Bey, mevcut forum ayarları bir mesajda en fazla dört eklentiye izin veriyor; gerekirse bu adedi artırabiliriz, ancak dörtten fazla eklenti yapılması gerektiğinde yeni bir mesajla da devam edilebilir.   ;)

Konumuzla ilgili olarak; TSM arşivindeki Mohaç Seferi defterinde (D. 9633) Kanuni Sultan Süleyman'ın ordusunda 235 söğüt dalı, 219 yuvarlak çelik, 2084 yeniçeri kalkanı, 1000 dökme kalkan, 637 "Şabita" denilen balık derisinden yapılma kalkan bulunduğu kaydedilmektedir (Hilmi Aydın, "Sultanların Silahları", Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 2007).  Rakamlar fikir veriyor, detayını araştırmak da bizlere düşüyor.   ;D

Bahadır Soydan

  • Üye
  • *
  • İleti: 13
Ynt: Osmanlı savaş kalkanları
« Yanıtla #6 : 10 Temmuz 2009, 11:24:11 »
Sancar bey,çelik kalkanların resimleri varsa bunları yüklemenizi rica ederim.Bana email de atabilirsiniz özellikle başka Islami modellerden ayırt edici özelliklerini merak ediyorum. Minyatürlerde atlıların yanlarında uzun ve yuvarlak modeller karışık resmediliyor. Avrupa gravürlerinde atlılar hep uzun kalkanlarla resmediliyor, hatta üstleri 1 ya da 3 hilal desenli oluyor (tabi bu sadece Osmanlı olduklarını göstermek için ressam tarafından sembolik olarak eklenmiş olabilir,kalkanın üstünde gerçekten bu dekor varmıdır bilmiyorum) ama malzemeleri nedir bilgim yok.
Kayahan bey, yeniçeri kalkanı, dökme gibi terimlerin kastettiği tipler nedir keşke daha çok bilgi bulunsa.
« Son Düzenleme: 10 Temmuz 2009, 13:11:54 Gönderen: Bahadır Soydan »

Bahadır Soydan

  • Üye
  • *
  • İleti: 13
Ynt: Osmanlı savaş kalkanları
« Yanıtla #7 : 10 Temmuz 2009, 12:00:47 »
Bendeki bir Osmanlı kalkan. Ahşap örgü. Göbek tahta üzerine çelik. Demir levhalarla takviye edilmiş,üzerine Alman pullar mıhlanmış. İçi deri örgü el tutma yerli, ve elin üstünü koruyan deri minderlidir. (Minder yok olmuş,elime geçen başka örneklerde böyleydi). Ebat ve malzemesinden dolayı eğitim kalkanı gibi varsayıyordum.
http://s838.photobucket.com/albums/zz306/erlikhan1/?action=view&current=24055279_0.jpg

Sancar Özer

  • Üye
  • *
  • İleti: 827
Ynt: Osmanlı savaş kalkanları
« Yanıtla #8 : 10 Temmuz 2009, 15:36:11 »
Kayahan bey ayrı mesajlarda birkaç kez denendim ancak resimler çok büyük geliyor olacak başaramadım. Boyutlarını küçültmeyi becerirsem bir kez daha denemek istiyorum.

Bahadır bey Avrupa gravürleri genellikle pek güvenilir kaynaklar değillerdir, aynı avrupalı seyyahların esrlerinin pek güvenilir olmadığı gibi. Osmanlı tasvirleri bu konuda daha belgeci niteliktedir. Zira nakkaşlar bizzat gördükleri olayları, nesneleri resmediyorlar. üç hilala derken hilal uçları ortada bir merkeze bakacak şekilde üçgen bir düzenlemeyi kastediyorsanız buna çintemani denir. Genellikle üç yuvarlak şeklindedir ancak Türklerin orta asyadan getiridikleri budizmle ilişkili bir güç motifidir ve osmanlı silahları ve kaftanlarında çin bulutu motifi ile beraber sık görülen bir tezyin unsurudur. Bu iki motifin stilize pars benekleri ve kaplan çizgilerini simgelediği düşünülür.

Dökme kalkan derken bronz dökümden bahsediyor olduğunu tahmin ediyorum. En sık görülen madeni kalkan tipi oldukları için böyle olması muhtemeldir. Ancak yeniçeri kalkanı derken hangi tipe işaret ettiğini ben de çok merak ettim.

Bahadır bey resmini yolladığınız kalkan gerçekten çok ilginç. Ahşap üzerine demir perçinli böyle bir kalkan vikin kalkanlarından da iskoç targelarından da sağlam olmalı. Ebadını kesin bilemesem de tüm Osmanlı kalkanları gibi orta boyda olduğunu kestiriyorum resimden. Neden eğitim kallkanı olarak düşündüğünüzü anlayamadım doğrusu. Tam tersi tam bir savaş kalkanı gibi geldi benim gözüme. 

Bendeki resimdeki kalkan 15.yüzyıla ait çelik veya demir bir Akkoyunlu kalkanı. Doğu bölgesinde zırhlar ve koruyucu silahlarda çelik kullanımını artamsı ilginç. Akkoyunlular, Osmanlıda da bir kaç örneği görülen erken dönem çelik savaş maskeleriyle de bu üslubu sürdürüyor.

Akıncı kalkanları ile alakalı Nakkaş Osman'a ait akıncı Sinan Bey tasviri ise linkten görebilirsiniz:

http://i310.photobucket.com/albums/kk415/baykus/akncsinanbey.jpg
"Hoşça bak zatına ki zübde-i alemsin sen
 Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen "

Şeyh Galip

Bahadır Soydan

  • Üye
  • *
  • İleti: 13
Ynt: Osmanlı savaş kalkanları
« Yanıtla #9 : 12 Temmuz 2009, 20:24:19 »
Resim Osmanlı olmasa da Anadolu kökenli olarak Osmanlı çelik kalkanları hakkında genel bir fikir verebiliyor. Ama yine de hala herşeyiyle tam Osmanlı olan bir çelik kalkan örneği görmüş değiliz, dev bir ordu olmasına rağmen.
Bendeki kalkan 27 cm. Küçük çaplı. Ahşap sarma ve ince yapısını da göz önüne alınca bir kılıç veya topuz darbesiyle kendisi de arkasındaki adam da ziyan olur gider.
Akıncı kalkanı dediğiniz modelin minyatürlerde de gravürlerde de benzerleri oluyor,örnek kalmaması ilginç. Dediğim 3 hilal motifleri de var hatta aynı kalkanın üstünde. Viyana kuşatması sonrası Kahlenberg-Alamandağı savaşında Merzifonlu'nun çadırı ve sancağı için yapılan son çarpışmayı gösteriyor. 
http://s838.photobucket.com/albums/zz306/erlikhan1/gravur/?mediafilter=images

Sancar Özer

  • Üye
  • *
  • İleti: 827
Ynt: Osmanlı savaş kalkanları
« Yanıtla #10 : 12 Temmuz 2009, 23:47:35 »
Gravürdeki üç hilal motifi pek çintemaniye uymuyor. zaten görülen kalkan da klasik bir üçgen avrupa şövalye kalkanı formunda. Ancak gravürler daha önce de dediğim gibi güvenilir kaynaklar değillerdir. En iyi ihtimalle gerçek biçimin çarpıtılmış yansımaları olarak değerlendirebiliriz.
"Hoşça bak zatına ki zübde-i alemsin sen
 Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen "

Şeyh Galip

Bahadır Soydan

  • Üye
  • *
  • İleti: 13
Ynt: Osmanlı savaş kalkanları
« Yanıtla #11 : 13 Temmuz 2009, 18:32:01 »
Zaten akıncı kalkanıysa 1683'de akıncı sınıfı kalmamıştı,ayrıca Merzifonlu'nun çadırını koruyan muhafızlar da akıncı değildir tabi.
Kalkanın aynılarının Islamic weapons kitabında resmine rastladım.Bir dönem oldukça yaygın kullanılmış sanırım.
http://s838.photobucket.com/albums/zz306/erlikhan1/kalkan/

Mergup Özkan

  • Üye
  • *
  • İleti: 452
Ynt: Osmanlı savaş kalkanları
« Yanıtla #12 : 04 Ocak 2010, 18:38:36 »
Osmanlılarda savaş kalkanları nasıldı? Ne müzelerde,ne kitaplarda belirgin Osmanlı karakteristiği taşıyıp "budur" diye tarif edebileceğim bir Osmanlı savaş kalkanı modeli görmedim, bilmiyorum. Sazdan yapılma çok güzel tören kalkanları var, tombak bakır kalkanlar da var, ama bunların hiçbirinin gerçek bir savaşta işe yarayacağını sanmıyorum.Aynı dönemlerin Hint,İran,Avrupa demir savaş kalkanları bellidir,Osmanlılar da böyle bir kalkan tipi varsa ki mutlaka vardır,minyatür ve gravürlerde Türk askerleri çoğunlukla kalkan taşırken görülür, nasıl modellerdir? Benim gördüğüm kadarıyla tek ayırt edebildiğim fark, Hint,İran kalkanları 4 düğmeliyken, Türk kalkanlarında 6 düğme,dolayısıyla iç tarafta kolun geçtiği fazladan bir şerit daha oluyor.
Bahadır bey,
Konuya bayahı gec kaldım ama Elımdekinleri sizinle paylaşmak isterim ne kadar gec olsada.... ::)

1683 Vıyana kuşatmasından geri kalan ganimetlerden...
'' Bu bıçağı kıl mübarek ey kerim-i la-yezal,
Sahibine verme ya Rab ömrü oldukça zeval,
Bıçak elde gerek dilde sübhan, Kadem bastı bu cihan...''

Gokmen Altinkulp

  • Üye
  • *
  • İleti: 45
    • Türk menzil okçuluğu
Ynt: Osmanlı savaş kalkanları
« Yanıtla #13 : 14 Temmuz 2010, 16:52:40 »
Kalkan kullanılışı- How to use kalkan shield
Burada gördüğünüz savaş kalkanını Polonyalı arkadaşlar aslına uygun olarak yaptılar ve yapımı 1 sene sürmüş.
Arkadaşlar farklı farklı testler yapmışlar örn. güçlü yaylarla kalkana atış yapmışlar, şaşırılacak bir netice ise şu, ağır yayla bile atılan okun ucu kalkanı deliyor ama aniden sıkışıyor, yani sadece okun temreni/demir ucu giriyor ve öyle kalıyor. Söğüş dalları özel bir bağlanış biçimiyle sağlam iplikler tarafından birbirine öyle sıkı bağlı ki bu tip kalkanı bizimkiler neden tercih ettiğini anladım.
Bazı arkadaşların zannettiği gibi çok da hafif değil yalnız.
Metal kalkan olsa ok ucu metali yarar ve yardığı yerden tamamiyle girebilir.
Rattan söğüş zannederim, bunun yanında fındık gibi de sağlam ağaçların dalları kullanılmış.

Videoya ve eklediğim 3 resime bakın, kılıç ve yay ile farklı kullanma kombinasyonları var kalkanın.
Sırtınızda rahatca taşırsınız, tek hareketle kolunuza veya elinize alıp yine tek bir hareketle yine omuzunuza atabilirsiniz. Böyle şeyler üstüne bizim burada araştırmalar yapılması lazım...
Kalkan yapıp makale yazmak isteyen var mı?




Bekir Çankırı

  • Üye
  • *
  • İleti: 506
    • Metal El Sanatları facebook :Bekir çankırı
Ynt: Osmanlı savaş kalkanları
« Yanıtla #14 : 05 Eylül 2010, 18:55:51 »
Kılıç, bıçak hepimizin fazlasıyla yoğunlaştığı silahlar oldu  galiba . cebehanede bulunacak diğer silahlardan bizde pek dokunulmamış bir  konuya  ok ve mızrak temrenlerine merak sardım  bugünlerde. fotoğraf , belge, bilgi , ölçü ya da teknik resim gibi  dokümanlarla yardımcı olabilirseniz   birkaç örnek deneme dövmek istiyorum dostlar.ne dersiniz hepimiz için hoş  bir   çalışma  konusu  olacak gibi  değil mi?
"Kendimi kendim yetirdim, kendim ettim kendimi... 
Kendime kendim gerekse; bula, kendim kendimi..."                          
PİRİ REİS

http://bekircankiri.blogspot.com/

 

Her Hakkı Saklıdır © 2007-2018 cebehane.com
SMF 2.0.15 | SMF © 2017, Simple Machines
RSS WAP2