Aslında tarihi gelişim şu şekilde özetlenebilir; Ordos bronzları gibi örneklerde de görülen en erken Hun öncesi, Saka ve erken Hun dönemi bronz kılıçlar çağın diğper kültürlerindeki gibi iki ağızlı düz yaprak formunda silahlar. Lakin bu dönemde bile Ordos bronzları arasında eğri ve içbükey ağızlı bıçaklara rastlıyoruz ki bu yatağanın kökenleri tartışması açısından mühim. Çelik kullanılmaya başlamasından itibaren önce düz iki ağızlı, tek elle kullanılan uzun kılıçlar yapılıyor. Yüksek ve Geç Hun dönemleri boyunca bu silahların süvari ihtiyaçlarını karşılamak için yaaş yavaş evrildiğine şahit oluyoruz. Önce kabza süvariye daha geniş bir kesiş açısı sağlamak için kıvrımlı bir form alıyor, daha sonra kullanılmayan ters ağız yavaş yavaş köreliyor ve sadece üçte birlik uç kısmı keskin bırakılmaya başanıyor ki bu da yelmanın ortaya çıkmasına neden oluyor. Daha sonra tek ağızlı düz namlulu ve kıvrık kabzalı kılıçlar yerleşiyor. Erken Avar döneminden itibaren artık hafif kavisli, yelmanlı, tek ağızlı ve kıvrık kabzalı kılıç ortaya çıkmaya başlıyor. Tüm dünyadaki eğri kılıçların atası olan bu silah önce bir müddet diğer tip düz kılıçlarla beraber kullanılıyor. Bu örneklere Avrupa Hunlarında da rastlamak mümkün. ancak Göktürk döneminden itibaren Türk kılıcı denen eğri kılıç tipinin olgunlaştığına şahit oluyoruz. Bu dönemde kullanılan çelik de mükemmelleşiyor ve Batı Orta Asya'da bulunan Göktürk çelik üretim merkezi olan Polat şehrinde bugün şam çeliği veya pota çeliği olarak bilinen çelik icat ediliyor.
artık malzeme ve form olarak olgunlaşan Türk kılıcı bundan sonraki dönemde yavaş yavaş dünyaya ihraç edilmeye başlanıyor. Özellikle Selçukluların Ön Asya'ya göçleri ile başlayan süreç bu silahı geniş bir coğrafyaya yayıyor. Minyatürlerden teşhiş ettiğimiz Selçuklu dönemi kılıçları hafif kavisli ve oldukça uzun. Fatih'in meşhur kılıcını hatırlatır bir formda.
Çin'de 8-10.yüzyıl arası eğri Türk kılıcı formu girse de asıl popülerleşmesi 16.yüzyılda Çin'e hakim olan Moğol kabilesi Mançuların orduda ana silah haline getirmesiyle oluyor. Zamanla bu silah Dao adıyla bilinen halini alıyor.Diğer yandan Delhi Sultanlığı ve Babürlü fetihleri ile Hindistan'a giren bu form Tulvar olarak bilinen silah halinde geliyor. Osmanlı sonrası dönem ve Avrupa'ya yayılışı ise zaten hepimizcew malum olduğu için yazmıyorum.
|
1
: Eylül 06, 2010, 19:29:06
|
||
| Başlatan Sancar Özer - Son mesaj Gönderen: Sancar Özer | ||
|
2
: Eylül 06, 2010, 12:34:37
|
||
| Başlatan Bekir Çankırı - Son mesaj Gönderen: Berke Boyacı | ||
|
makaleler bölümüne taşınmasına itirazım olmaz tabii Kayahan bey . son çizgiyi çizip bitirdiğimde gördüğü Ben zaten bayağıdır BEN YAPARIM diyordum ama nasıl yaparımda diyordum. Konuyu bitirdiğinizde artık BEN KILIÇTA YAPARIM derim heralde ilgiye göre siz karar verin. ilk üç cesur yürek için teşvik ödülleri sözünü ben verdim karınca kararınca belki devamında ilk başlayacak dostlarımız için küçük bir alet , pim ,ve kabza seti ile katkıda bulunabiliriz . İlk cesur yürek beni hem sevindirdi hem de heyecanlandırdı çünki sevgili Berkenin mesleği bildiğim kadarıyla kuaför . ve yaşı da çok genç yani hiç metal işleme tecrübesi olduğunu sanmıyorum buna rağmen cesaretle BEN YAPARIM dedi ve ilk ödülü aldı . bu tam da yapmayı amaçladığım şeydi hiç bilmeyenler başlasın çelik gibi bir metalin işlenmesinde ilk deneyimleri yaşasınlar , hiç te zor olmadığını görsün ve yaptıkları ilk bıçakla kendi gizli yeteneklerini keşfetsinler .Bakalım ikinci üçüncü ve daha sonraki ilk bıçağını yapacak dostlarımız nerelerden merhaba diyecekler ![]() ![]() |
||
|
3
: Eylül 06, 2010, 12:01:05
|
||
| Başlatan Veysel Aytin - Son mesaj Gönderen: Bekir Çankırı | ||
|
Tarihsel sürecteki derin bilgiye olan ihtiyacımızdan geçtim Cengiz beyciğim . Namludaki olağanüstü ahenkli dalgalanmayı kabzadaki tamamen kendine has formu , bezemeleri , kakmaları bakarak kopyalamayı da mı becerecek erbab - ı zenaat kalmadı . Kından filan da geçtim şimdilik . yalnızca üretimi devam ettiren ustalarımızın deneme - yanılmayla elde ettikleri belki ticari kaygılarla da doldur boşalt devam ettirdikleri üretim bilgisiyle olabilecek sanıyorsak yatağanın hakkını yatağana vermeyi .. ÖRT Kİ ÖLEM .
|
||
|
4
: Eylül 06, 2010, 11:14:22
|
||
| Başlatan Bekir Çankırı - Son mesaj Gönderen: Bekir Çankırı | ||
|
makaleler bölümüne taşınmasına itirazım olmaz tabii Kayahan bey . son çizgiyi çizip bitirdiğimde gördüğü
ilgiye göre siz karar verin. ilk üç cesur yürek için teşvik ödülleri sözünü ben verdim karınca kararınca belki devamında ilk başlayacak dostlarımız için küçük bir alet , pim ,ve kabza seti ile katkıda bulunabiliriz . İlk cesur yürek beni hem sevindirdi hem de heyecanlandırdı çünki sevgili Berkenin mesleği bildiğim kadarıyla kuaför . ve yaşı da çok genç yani hiç metal işleme tecrübesi olduğunu sanmıyorum buna rağmen cesaretle BEN YAPARIM dedi ve ilk ödülü aldı . bu tam da yapmayı amaçladığım şeydi hiç bilmeyenler başlasın çelik gibi bir metalin işlenmesinde ilk deneyimleri yaşasınlar , hiç te zor olmadığını görsün ve yaptıkları ilk bıçakla kendi gizli yeteneklerini keşfetsinler .Bakalım ikinci üçüncü ve daha sonraki ilk bıçağını yapacak dostlarımız nerelerden merhaba diyecekler ![]() |
||
|
5
: Eylül 06, 2010, 10:51:26
|
||
| Başlatan Veysel Aytin - Son mesaj Gönderen: Cengiz Çetin | ||
|
Aslında yatağanın tarihsel süreci hakkında hiçbirimizin yeterli bilgisi yok.Bu konuda en değerli bilgiler halen bu mesleği devam ettirenlerde saklı.Kesici silahların savaş yada gündelik hayatta aksesuar olarak kullanımdan kalkması gelişim süreçlerinide olumsuz yönde etkiledi.Yatağandaki ustaların hangi testlerden geçirilmesini bilmiyor olmaları doğal.Çünkü kılıcı kullanıp,savaşıp, eksiklik veya avantajları konusunda bilgi verecek kimse yok.Ama sadece şunu söyleyebilirim.Dösim lerde satılan yatağanların kabza işçiliklerinin kalitesi eski yatağan kabza işçilik kalitesine göre daha düşük.Bununda kendince haklı tarafları olduğunu biliyorum.Sadece aksesuar olarak kullanılması daha kulay kabza işçiliğine yönlendiriyor.Birde Dösimlerde bulunan yatağanlar pırıl pırıl.Kendi adıma parlayan demire ilgim olmadığından hiç cazip gelmiyor.Paslı demir daha fazla(Kara demirde derlerdi eskiler) ilgi çeker gibime geliyor.
|
||
|
6
: Eylül 06, 2010, 10:34:51
|
||
| Başlatan Bekir Çankırı - Son mesaj Gönderen: Kayahan Horoz | ||
|
Çizgilerle anlatabilmek çok özel bir yetenek ve kesinlikle çok etkili bir yöntem. Devamını dört gözle beklediğim bu seriyi bitirdiğinizde makaleler bölümümüze eklemeyi öneriyorum. Teşvik ödülleri de bir o kadar ince düşünülmüş, tebrik ederim. Herkesin birşeyler yapmaya başlamasını teşvik etmek bence de çok önemli. Bu anlamda, araç-gereç ve malzeme teşvikleri dağıtmayı düzenli bir hale getirmeliyiz belki de, ne dersiniz? |
||
|
7
: Eylül 06, 2010, 10:18:16
|
||
| Başlatan Bahadır Soydan - Son mesaj Gönderen: Kayahan Horoz | ||
|
Kemankeş dostlarımızdan Adnan Bey'in temrenler üzerine bir ortak çalışma-araştırma önerisi olmuştu, sanırım Gökmen Bey'in de ilgisini çekecektir bu konu. Hazır Bekir Bey de ocağın başına geçmeye talip olmuşken, bence konuyu gündeme getirmenin tam zamanı şimdi...
![]() |
||
|
8
: Eylül 06, 2010, 10:09:07
|
||
| Başlatan Bekir Çankırı - Son mesaj Gönderen: Kayahan Horoz | ||
|
Bana ne yeterince güçlü ne de uzun ömürlü olabilir gibi geldi. Sizce dingildeki aktarma dişlileri bir şahmerdanın çalışırken üreteceği darbelerin etkilerine uzun süre dayanabilir mi?
![]() |
||
|
9
: Eylül 06, 2010, 09:19:30
|
||
| Başlatan Veysel Aytin - Son mesaj Gönderen: Bekir Çankırı | ||
|
Sayfalar dolusu böyle tartışmalar yapabildiğimiz . hakkında bilimsel araştırmalar yapılan , tezler hazırlanan ,işlevi , estetiği olağanüstü , kendine has kıvrımları , T- kesiti ve bütün diğer "nev -i şahsına münhasır" özellikleri ile dünyada da " marka" olmuş malımız : YATAĞAN . bu gülistanın en nadide ve en değerli çiçeği olmayı çoktaaan haketmişken ve bizler hakkında bugünki birikimimizle bile elle tutulur bilgi sahibi iken . Ne kadar yalnız , itilmiş , unutulmuş veya reddedilmiş geldi gözüme . onu osmanlıdan tanıyıp öğrenen ulusların hala yaşatması hatta sahiplenmesi , onun için hemen hemen hiçbirşey yapmayan bizler için sancılı ve daimi bir yürek burkuntusu olmamalı mı sizce . ?
|
||
|
10
: Eylül 06, 2010, 09:09:21
|
||
| Başlatan Bekir Çankırı - Son mesaj Gönderen: Berke Boyacı | ||
Sırıtmayımda ne yapayım . Çok Çok teşekkürler... Artık ışıl ışıl bir bıçak yapmak boynumuzun borcudur... |
||
belki devamında ilk başlayacak dostlarımız için küçük bir alet , pim ,ve kabza seti ile katkıda bulunabiliriz . İlk cesur yürek beni hem sevindirdi hem de heyecanlandırdı çünki sevgili Berkenin mesleği bildiğim kadarıyla kuaför . ve yaşı da çok genç yani hiç metal işleme tecrübesi olduğunu sanmıyorum buna rağmen cesaretle BEN YAPARIM dedi ve ilk ödülü aldı . bu tam da yapmayı amaçladığım şeydi hiç bilmeyenler başlasın çelik gibi bir metalin işlenmesinde ilk deneyimleri yaşasınlar , hiç te zor olmadığını görsün ve yaptıkları ilk bıçakla kendi gizli yeteneklerini keşfetsinler .Bakalım ikinci üçüncü ve daha sonraki ilk bıçağını yapacak dostlarımız nerelerden merhaba diyecekler 
